ABAD, Quirin Privatbank AG kararında (C-655/23) isabetli bir şekilde ve benim de yıllardır savunduğum görüşle aynı doğrultuda, GVKT bağlamında öngörülen tazminat taleplerinin özen sorumluluğu (daha doğrusu aslında ispat yükü değiştirilmiş kusur sorumluluğu) niteliğini haiz olduğuna hükmetti.
Karardan Öne Çıkan Başlıklar
Saldırının Önlenmesi Davası
Her ne kadar GVKT, ilgili kişi hakları çerçevesinde saldırının önlenmesi şeklinde bir imkân öngörmese de, kişisel verilerin korunması mevzuatına aykırılık muhtemel olduğu takdirde üye ülke mevzuatına göre saldırının önlenmesi davası da açılabilecektir. Bir diğer ifade ile GVKT bu imkânı dışlamamaktadır.
Manevi Tazminatta Eşik Değer Yoktur
Manevi tazminat taleplerinde "zararın" belirlenmesinde herhangi bir "eşik değer" söz konusu değil; veri üzerinde kontrol kaybı, kişinin itibarının zedelenmesi de yeterli; yeter ki zarar ve ihlal ile zarar arasındaki illiyet bağı ispat edilebilsin.
Özen Sorumluluğu ve Kusur Varsayımı
Veri sorumlusu, kendisinin meydana gelen ihlal çerçevesinde hiçbir surette sorumlu olmadığını ispat etmedikçe, kusurlu olduğu varsayılacaktır (Dolayısıyla bu bağlamda yine de kusur şartı aranmakta, fakat varsayılmaktadır, tıpkı TBK md. 112'de olduğu gibi. Buna karşılık Türk/İsviçre haksız fiil hukukunda özen sorumluluğu hallerinde kusur aranmamaktadır!).
Tazminat Miktarının Belirlenmesi
Tazminat miktarının belirlenmesinde zarar veren (GVKT ihlalinde bulunan) tarafın kusur derecesi dikkate alınmaz. Yine ilgili kişinin saldırının önlenmesi davası açması da tazminat miktarında indirime sebebiyet vermez. Gerekçe olarak Divan, tazminat talebinin cezalandırma ya da önleme işlevini haiz olmadığını, tazminatın tek işlevinin denkleştirme olduğunu vurgulamaktadır. Hal böyle olunca meydana gelen zararın bütünüyle telafi edilmesi gerekmektedir.
Türk Hukuku Açısından Değerlendirme
Karar bir taraftan tazminat sorumluluğunu özen sorumluluğu olarak nitelendirmekle son derece isabetli bir tutum sergilemektedir. Zira aksi takdirde kusur sorumluluğunda ilgili kişi veri sorumlusunun kusurunu ispat etmek zorunda olacak, diğer yandan tehlike sorumluluğu halinde ise veri sorumlusu her türlü idari ve teknik tedbiri almış olmasına rağmen yine de sorumlu tutulabilecekti.
Özen sorumluluğu ise hukukun ekonomik analizi perspektifinden de bakıldığında en isabetli sorumluluk rejimi olarak gözükmektedir. Belirttiğim gibi Türk hukuku açısından da aynı durumun söz konusu olması gerektiği kanaatindeyim.
Diğer yandan Türk hukukunda TMK md. 25 çerçevesinde kişilik hakkı ihlallerine yönelik diğer davaların da KVKK ihlaline dayalı olarak açılabilmesi mümkün gözükmektedir. Buna karşılık tazminat miktarının belirlenmesinde kusur derecesi ve diğer hususların dikkate alınmaması, Türk hukukundaki pozitif düzenlemeler ve uygulama açısından ABAD kararına kıyasla farklılık göstermektedir.